|
Zuzana Licko ile Söyleşi |
|
|
Emigré'nin iki kurucu ortağından biri
(diğeri eşi Rudy Vanderlans). 1961'de
Bratislava, Çekoslavakya'da doğan Licko,
1968'de ABD'ye göç etti. 1984'te Ilo
Berkeley'den graŞk iletişim derecesiyle
mezun oldu. İlk graŞk dergisi 1984 yılında
yayın hayatına girdi. Licko'nun Macintosh
bilgisayarıyla tasarladığı dijital fontlarla
basılan dergi, eleştirel bir tartışma zemini
oluşturduğundan farklı bir bakış açısıyla
kuralları hiçe saydı, dikkat çekti.
farklılıklarını graŞk tasarım dünyasında
kült haline getirdi. Licko'nun tasarladığı
fontların gördüğü ilgi, bugün dünyanın
her yerine dağıtılan Emigré fontlarını
başlatmış oldu.....
 Emigré'nin iki kurucu ortağından biri
(diğeri eşi Rudy Vanderlans). 1961'de
Bratislava, Çekoslavakya'da doğan Licko,
1968'de ABD'ye göç etti. 1984'te Ilo
Berkeley'den graŞk iletişim derecesiyle
mezun oldu. İlk graŞk dergisi 1984 yılında
yayın hayatına girdi. Licko'nun Macintosh
bilgisayarıyla tasarladığı dijital fontlarla
basılan dergi, eleştirel bir tartışma zemini
oluşturduğundan farklı bir bakış açısıyla
kuralları hiçe saydı, dikkat çekti.
farklılıklarını graŞk tasarım dünyasında
kült haline getirdi. Licko'nun tasarladığı
fontların gördüğü ilgi, bugün dünyanın
her yerine dağıtılan Emigré fontlarını
başlatmış oldu.
Zuzana Licko
GraŞk tasarım genç bir meslek ve sanatın çağlardan
beri keyni sürdüğü eleştirel analiz ve belgelemenin
henüz başında. Tasarımın değerinin ve kültür ile olan
ilişkisinin anlaşılması, gelişimi açısından hayati önem
taşıyor.
Yazı karakteri tasarlamaya nasıl başladın?
Resmi eğitimim graŞk tasarım üzerine. Bu süre içinde
yazı karakterlerine hayranlık duymaya başladım.
Onların tipograŞk bir çalışma üzerindeki gücünü fark
ettim; doğru karakter seçiminin tipograŞyi nasıl
etkilediğini... Örneğin bir logo, birkaç alfabetik
karakterin tasarımından oluşabiliyor.
Ama bir karakter tasarlamanın süreci benim için bir
bilinmeyendi, ta ki 1984 yılında bir Macintosh'la
tanışana kadar. Tabii o zamanlar teknoloji basit ve
kavraması kolay bir şeydi. Bir de gördüm ki, bitmap
fontlar font tasarlamak için iyi bir başlangıçtı. Bundan
sonra, daha soŞstike font tasarlamadaki tecrübem ve
yeteneğim, Macintosh'un daha gelişmiş font
programları üretmesiyle paralel gelişti.
Emigré fontları nasıl başladı?
Macintosh'tan önce, font tasarımı yüzyıllar boyunca
uzmanlara bırakılmış seçkin bir disiplin olarak var
oldu. Bugünkü kişisel bilgisayarlar isteğe özel alfabeler
yaratma olanağını veriyor, daha kişisel ifade biçimleri
için potansiyel taşıyor. Macintosh kullanmaya
başladığımızda, eşim Rudy vanderLans Emigré
dergisini yeni çıkarmaya başlamıştı. Dergiye özel
fontlar tasarlama ihtiyacı, o günlerde Macintosh'un
sunduğu font seçeneklerinden daha orijinal ve etkili
fontlar kullanma isteğinden doğdu. GraŞk tasarımcılar
olarak elimize geçen bu yeni olanağı, tasarımlarımızda
test etme ve uygulama fırsatı hoşumuza gitti.
İlk Emigré fontlarım bitmap formatında, "dot matrix"
yazıcılar içindi. Yüksek çözünürlükteki Postscript
teknolojisinin gelişmesiyle, ilk yüksek çözünürlüklü
fontlarımı, eski bitmap fontlarımdan yola çıkarak
tasarladım.
Macintosh ve Postscript fontlar daha yokken,
tasarımlarında özellikle tercih ettiğin karakterler
var mıydı?
Helvetica, futura ve Bodoni ile çalışmayı seviyordum
ama Macintosh'un pazara çıkması benim mezun
olduğum yıla denk geldi. Bu yüzden Macintosh öncesi
çalışmalarımın, en azından tipograŞk olanların geçmişi
fazla geriye gitmiyor. Yıllarca elle mizanpaj yaptığımı
hatırlıyorum. Bu süre içinde mizanpaj porgramları
gelişti ve bugünkü baskı öncesi kaliteye ulaştı.
Macintosh'u ilk kullanmam font tasarlamak ve dizgi
yapmak içindi.
__________________________________________
Bir yazı karakteri alfabenin dekoratif ifade
biçimidir; bir tezahürüdür. Eğer alfabe kelimeleri
ifade ediyorsa, bir yazı karakteri de kelimelerin
ses tonunu, stilini ve tavrını ifade ediyor.
Emigré: 1984 yılında Berkeley'de Zuzana Licko
ve Rudy vanderLans tarafından çıkarılan bir
tasarım kültürü dergisi olarak başladı ve deneysel
bir tasarım şirketine dönüştü. Çiftin yarattığı font
evi masaüstü yayıncılığın bütün olanaklarını
kullandı; Macintosh'un yaygınlaşmasından
beslenen ve olanaklarını zorlayan Emigré'nin
ticari başarısı 1991'den sonra arttı. Emigré
fontları Nike ve Cadillac reklamlarından,
McDonald's'ın tepsi altlarına kadar farklı yerlerde
kullanıldı. Emigré'nin tarzı özellikle David
Carson'un sanat yönetmenliğini yaptığı, 1990-
1991 arası tasarım dünyasından rüzgâr gibi geçen
Beach Culture Dergisi ile popülerleşti. Beach
Culture'ı takip eden Ray Gun ise deneysel tasarımı
ticarileştiren ilk dergi oldu.
GRAfİKERLER MESLEK KURULUŞU/2003 • DEDİKİ08
Yeni font tasarımları için nasıl Şkir buluyorsun?
İlhamımın çoğunu o sırada çalıştığım malzemeden
alırım. Çözülmesi gereken bir problem veya bir üretim
tekniğinin oluşturabileceği özgün bir sonuç ararım.
font tasarlama merakım ilk Macintosh ekranlarında
ve yazıcılarda okunabilen ve görsel olarak ilginç olan
bitmap'lere duyduğum ihtiyaçla doğdu. Yüksek
çözünürlüklü Postscript teknolojisiyle beraber bu ilk
çalışmalarımdan yola çıkarak yeni tasarımlar
geliştirdim. Son zamanlarda yaptığım Base 9 ve Base
12 için bu çalışmalarıma geri dönüp baktım. Base
ailesi, hem bugünün düşük çözünürlüklü ekran
görüntüleri hem de yüksek çözünürlüklü baskı ortamı
için uyumlu fontlar sunuyor.
Son zamanlarda daha geleneksel fontlara ilgi duymamın
sebebi ise, Emigré'in yazı ağırlıklı bir içeriğe ağırlık
vermesiyle birlikte uzun metinlerin dizimine uyun
fontlara duyulan ihtiyaç. Benim Baskerville yorumum
olan Mrs Eaves, görsel ilgiyi artıran, geleneksel
çağrışımı olan karakterler yaratma fırsatı verdi.
Yeni veya deneysel bir tasarımın geçerliliğini nasıl
sınıyorsun?
Tasarım bir problemi ele aldığımızda yeni birşey
yaratmaktır, aynı problem olsa bile. Zaman geçtikçe,
aynı probleme önerilen çözüm değişmek zorundadır
çünkü bağlam zamanla değişir ve anlam kayar.
Dolayısıyla "her zamanki çözüm" zamanla sıkıcı
olmaya başlar ve seyircinin ilgisinin azalmasına neden
olur.
Ayrıca, yeni teknolojiler ve ortamlar tasarımcıların
uğraşması gereken yeni sorunlar üretir. En başarılı
deneysel tasarımlar çoğu zaman bu yeni, keşfedilmemiş
teknolojilerin ihtiyaçlarına cevap verir.
"Kes yapıştır" veya modiŞye edilmiş fontlar
hakkında ne düşünüyorsun?
font türetmek için kullanılan "kes yapıştır" fenomeni
çok popüler, çünkü yeni keşfedilmiş bir oyuncak gibi.
fontlar çok popülerleşti çünkü artık herkesin kendi
bilgisayarına istediği kadar fontu yükleme imkanı var.
Aynı bilgisayara bir font programı da yüklendiğinde,
font yaratmaya karşı duyulan ilgi artıyor. Ama gerçek
şu ki, çoğu insan mevcut fontların üzerinde oynamanın
ötesine geçemiyor çünkü orijinal bir yazı karakterini
tasarlamak ve üretmek için emek ve bağlılık gerekiyor.
Tabii ki fontlar üzerinde denemeler ve değişiklikler
yapmanın bir sakıncası yok, kişisel kullanımınızla
sınırlı kaldığı ve fontun orijinalini satın aldığınız
sürece. Burada sorun fontun yaratıcılarına gerekli telif
ve referanslar verilmeden söz konusu tasarımların
dağıtılmasından çıkıyor. fontların bu şekilde çoğalması,
zaten yazının az bilinen geçmişini daha da karmaşık
hale getiriyor.
Yazının tasarlanması, son zamanlara kadar özel bir
alandı. Bu yüzden diğer tasarım disiplinlerine kıyasla
bu konuda daha az bilgi var. Çoğu zaman insanlar
yazının tasarlandığını unutuyorlar; nesilden nesile
geçen statik formlar olduklarını sanıyorlar. En önemli
sıkıntılardan biri tasarlanmış işlerde, kullanılan yazı
karakterlerine dair künyenin verilmemesi. Bir projede
emeği geçen graŞk tasarımcı, sanat yönetmeni,
fotoğrafçı, illüstratör hatta matbaanın adı verildiği
halde, kullanılan fontun veya onu tasarlayan kişinin
adına rastladığımız enderdir. Ortaya çıkan işin büyük
bir bölümü fontlarla tasarlanmış olsa bile.
Kişisel bilgisayarların, özellikle de Macintosh'un
tasarım üzerinde etkisi ne oldu?
Kişisel bilgisayarlar tasarımı demokratikleştirdi. Sıradan
insanlarla profesyonel tasarımcılara neredeyse eşit
imkanlar sunuyor.
Bilgisayarlardan önce çoğu insan yazılı iletişimi daktilo
ile gerçekleştiriyordu. Tasarımın sınırları bugünkü
elektronik posta gibiydi; resimsiz karakterler. Burada
tartışmaya açık olan şey sıradan insanların bugünkü
imkanlarla daha iyi iletişim kurup kuramadıkları.
Birtakım opsiyonların ve seçeneklerin artmış olması,
doğru kullanıldığı takdirde iletişimin gücünü
artırabileceği gibi, bilgisizce kullanıldığında mesajı
bir karmaşa içinde boğabilir.
Bir hesap makinesiyle açı hesaplamak nasıl geometrinin
derinliklerini kavradığımız anlamına gelmiyorsa,
sıradan bir insanın en son çıkan masaüstü yayıncılık
programını kullanıyor olması da tasarımın iç mantığını
bildiği anlamına gelmez. Sadece bu izlenimi yaratır.
Bize sayısız seçenekler sunan daha hızlı ve güçlü
bilgiişlem teknolojileri geliştikçe, tasarımcıların artan
imkanlar arasından doğru seçimleri yapma konusunda
daha bilgili olmaları gerekecek.
__________________________________________
Bazı opsiyonların ve seçeneklerin artmış olması,
doğru kullanıldığı takdirde iletişimin gücünü
artırabileceği gibi, bilgisizce kullanıldığında
mesajı bir karmaşa içinde boğabilir.
__________________________________________
Tasarımın sanatla ilişkisi nedir?
Tasarım genelde işlevi olan sanattır. Aynı işlevsel
boyut, tasarımdaki sanatı görünmez hale getirir. GraŞk
tasarım genç bir meslek ve sanatın çağlardan beri
keyŞni sürdüğü eleştirel analiz ve belgelemenin henüz
başında. Tasarımın değerinin ve kültür ile olan
ilişkisinin anlaşılması, gelişimi açısından hayati önem
taşıyor. Müzeler, koleksiyonlar ve sergiler için bir
forum yaratarak bu konuda önemli rol oynamaya
başladı. Örneğin, Ulusal Tasarım Müzesi'nin yakın
zamanda gerçekleştirdiği "Mesajları Karıştırmak"
sergisi tasarım ve tipograŞyi ele aldı. San francisco
Çağdaş Sanatlar Müzesi endüstriyel ve graŞk tasarımı
konu alan sergiler serisine devam ediyor.
Ciddi font tasarımcıları için sıradaki trend
"revizyonlar" mı?
Onların adına birşey diyemem ama benim bu konuda
ilgimi uyandıran iki etken var: Birincisi günümüz
bilgisayarının geldiği soŞstike nokta, ikincisi ise
Emigré dergisinin içeriğinin giderek daha kavramsal
ve metin odaklı olması.
Bir zamanlar kişisel bilgisayarların yazı tasarlamaya
getirdiği sınırlamalar (ki beni de onlar
heyecanlandırmıştı) bugünkü standart graŞk tasarım
ortamında kalmadı. Sorunlar düşük çözünürlükteki
ortamlarda hala devam ediyor ama bir tasarımcının
kullandığı bilgisayarda sunulan araçlar, sınırsız formlar
üretebilir.
Benim için daha önemli bir faktör, tasarladığım fontların
Emigré dergisinde kullanılmaları. Şu anda dergi daha
çok eleştirel metin ve daha az görsel malzeme içeriyor.
Bu yüzden metin fontlarına ağırlık vermem doğal;
'revizyon'lar ise başlamak için uygun bir yer. Bir öze
dönme yolu.
'Revizyonlar' için nasıl bir araştırma yapıyorsun?
ŞlosoŞa için araştırma yaparken Bodoni'nin farklı
versiyonlarına baktım; Bodoni'nin orijinal basılı
işlerinden ITC Bodoni gibi revizyonlara kadar. Ancak,
hiçbirini bir model olarak kullanmadım. Ben Bodonimi
hafızadan çizdim; temel proporsiyonları korumak için
ölçüleri kılavuz olarak kullandım. Benim Baskerville
revizyonum olan Mrs Eaves için de aynı yolu izledim.
__________________________________________
Bir font tasarlarken, ögelerin tekrarı ile genel
görünüm arasında ince bir denge gözetmek
gerekir. Hiçbir harŞn bir diğerine fazla
benzememesi, karışıklık yaratacak kadar da
ayrışmaması gerekir.
__________________________________________
Benim revizyonlarımdaki birçok detayın tarihsel bir
dayanağı yok. Mesela ŞlosoŞa'nın miniskül "s"
harŞnin uçlarının yuvarlak oluşu, bu karakterin
yuvarlak serişi olması yönünde verilmiş bir tasarım
kararına dayanıyor. Bir revizyon çizerken her karakterin
şeklini kendi duyarlılıklarım doğrultusunda sorgularım,
sanki orijinal bir tasarım yaratır gibi.
fontlara verdiğin isimler tasarımdan mı esinleniyor,
yoksa ismin önce geldiği zamanlar var mı? Bir isim
ne kadar önemli?
fontların isimleri bir şekilde tasarıma atıfta bulunuyor
ama farklı dayanakları da oluyor. İsim bir tarihi
referansa, teknik bir detaya veya süslemeci bir tarife
gönderme yapabilir. Her fontun isimlendirme süreci
tıpkı kendisi gibi, özel.
__________________________________________
Seramikle uğraşmaya, yorucu bir iş olan font
tasarımından uzaklaşmak için başladım. Dijital
ortamda özlemini çektiğim bir "nesne
yaratmak"tan çk zevk alıyorum. Yıllar içinde
çömlekçlikle font tasarımı arasında benzerlikler
ve karşıtlıklar olduğunu fark ettim.
Tabii her iki disiplin de görsel ve yapısal olarak
dengeli biçimler yaratmakla, iç ve dış formların
ilişkisiyle uğraşıyor. Her ikisi de eğimlerin
geçişlerini çözmeyi gerektiriyor; çömleği
biçimlendirirken, konsepti basit bir çizginin
kavisler oluşturmasına indirgeyebilirsiniz. Bu da
simetrik kesitin yarısını temsil eder. Bu geçişler
ve formların dengeye oturması ile bir harŞ
oluşturan kıvrımlar arasında benzerlikler var.
__________________________________________
En son klasik revizyonların olan Mrs Eaves ve
ŞlosoŞa'nın isimlerini nasıl buldun?
ŞlosoŞa'yı bulduğumuz zaman, Bodoni'nin kökenini
yansıtacak İtalyanca bir isim arıyorduk. ŞlosoŞa
italyanca "felsefe" demek; ayrıca kulağa da hoş geliyor.
Mrs. Eaves'in daha uzun bir hikayesi var. John
Baskerville'in eşi olan Sarah Eaves'in ismini verdik.
Baskerville işini kurarken, Mrs Eaves evin bakıcısı
olarak yanına yerleşiyor. Eşi, yani Mr. Eaves ölünce
bir süre sonra Baskerville ile evleniyor. Caslon ve
Bodoni'nin dulları, fournier'nin kızları gibi Sarah da
John Baskerville'in ölümünden sonra baskısı yarım
kalmış ciltleri tamamlamış.
Bu font için Mrs Eaves ismine karar verdik çünkü
Baskerville dönemini belgeleyen birçok kitapta
Sarah'dan böyle bahsediliyor. fontun ismini sözlükteki
"Mrs." kelimesinden ayırmak için sonundaki noktayı
attık.
"Hypnopaedia" ismi nereden çıktı ve neden pijama
yapmaya karar verdin?
Pijamalar 1997'de yaptığım Hypnopaedia motif
fontunun bir uzantısı olarak gerçekleşti. Her bir
Hypnopaedia karakterini Emigré font
kütüphanesinden alınmış bir harŞ dairesel rotasyonlar
yaparak oluşturdum. Tekrarlandığı zaman her karakter,
birbirine geçen harşerden oluşan orijinal bir motif
oluşturuyor. Bu motişeri doğal olarak tekstile çok
uygun; böyle hipnotik bir konu için pijama da ideal.
"Hypnopaedia" ismi uykuda öğrenmeye veya hipnoz
yoluyla öğretmeye gönderme yapıyor; bu ismi
seçmemizin nedeni tekrarlanan formların bir motif
oluşturup başdöndürücü bir nitelik kazanmaları.
Emigré olarak orijinal fontlar tasarlayıp, graŞk
tasarım/kültür dergimizi çıkarmaya odaklandğımız
halde, zaman zaman ilgimizi çeken başka konulara
sıçrama fırsatını değerlendiriyoruz. Örneğin benim
için seramik böyle; font tasarlamanın yoğunluğundan
biraz uzaklaşmak için başladım ama seramik ve font
tasarımı arasında birçok benzerlik olduğunu farkettim.
fontlarda gelecek trendler neler?
Bilgi artan bir hızla dijital formatlarda depolanıyor,
aktarılıyor ve teşhir ediliyor. Bu yüzden CD,
elektronik bülten ve internet ekranlarında yer alan
tasarımlar daha da önem kazanmaya başladı. Ekran
görüntüsü artık baskıya geçilmeden önceki son aşama
değil; bilgiyi göreceğimiz son şekli. Bu yüzden
standard bilgisayar ekranının kaba çözünürlük sorunu
karşımıza çıkıyor.
Bu arada yazının temel işlevi her zaman olduğu gibi
iletişim; iletişim de kültürümüzün giderek artan bir
ihtiyacı haline geldi. Birbirlerini anlamak için
insanların düzenlenmiş bilgiye ihtiyaçları var; bir
sayfanın mizanpajından harşerin şekline, metnin
gramerine kadar.
"Kes yapıştır" anlayışıyla çıkan "parçalanmış"
karakterler ve tipograŞ, "grunge" hareketiyle
popülerleşti ama parçalanmışlığın imajı dışında birşey
iletmedi. Bence bu toplumumuzun teknolojik
değişikler karşısında duyduğu çaresizliğin bir
yansıması; alıştığımız geleneksel iletişim biçimlerinin
yokolması bizi rahatsız ediyor. Yarının bilgi çağında
etkili bilgi aktarımı şart olacak; bu yüzden soŞstike
ve son derece düzenli tipograŞk anlatım biçimleri
kullanılacak.
Bu iki disiplin arasındaki farklar da ilginç. Bir
seramik nesnenin nihai, oldukça anlık gelişen ve
Şziksel ortamda varolan bir formu vardır. Oysa
bir fontun Şziksel sınırları yoktur ve sonsuza kadar
değişikliklere açıktır. Hatta, font tasarımı bütün
öğelerin uzun bir sürede tekrar elden geçirilmesini
gerektirir. Çoğu zaman takıldığım sorunları
çözebilmek için haftalar hatta aylarca bir karakteri
rafa kaldırmam gerekir. Seramikte ise zaman, yer
ve malzeme ile sınırlısınız. Özellikle yoğurma
aşamasında çamuru şekillendirmek zaman geçtikçe
zorlaştığı için, parçayı tekrar tekrar
şekillendiremiyorsunuz.
Bir seramik parça, sonunda kendi başına varoluyor;
oysa tasarlanan her harf diğer harşerle birlikte,
her türlü kombinasyonda işlemek zorundadır. Bu
yüzden, kullanılan bir fontun görünüşü, tipograŞk
kullanıma ve dizilişe göre değişecektir.
GMK 'dan Alıntıdır.
|
|